5 Ekim 2010 Salı

Yeni Bir Dönem: Şifreli Siyaset (1)

13 Eylül günü çıkan gazeteler Türkiye’deki yeni dönemi “ileri demokrasi” başlıklarıyla selamladılar.  Ortaya çıkan tabloyu beğenip, beğenmemek bizim kendi sorunumuz olmakla beraber, demokrasinin gereği olarak saygı duymalıyız.

Tam bu noktada, Türkiye’yi gayet başarılı bir şekilde kutuplara bölen bir iktidar anlayışına nasıl saygı duyarız tarzındaki itiraz seslerine de şöyle karşılık vermek doğru olur diye düşünüyorum; “saygı duymak hiçbir zaman kabullenmek anlamına gelmez

Demokratik yollardan itiraz hakkımızı sonuna kadar kullanmalıyız!

O halde bize düşen görev önümüzdeki yeni dönemin, yani ileri demokrasi döneminin şifrelerini açık seçik, halkın anlayacağı biçimde ve popülizmden uzak, ucuz polemiklere girmeden ortaya koymak olmalıdır.

Bu yaklaşımı siyasete egemen kılmak başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere muhalefete düşen ana görevdir. Aksi halde, tıpkı 12 Eylül referandumu öncesinde olduğu gibi,  iktidarın son derece bilinçli çabasıyla meydanları uzun süre meşgul eden “havuzlu villa” tarzı polemiklerden Türkiye yakasını kurtaramaz!

Kaybeden halk olur!

Hepimiz Dan Brown muyuz?

Kuşkusuz değiliz! Ve Dan Brown olmadığımıza göre yeni dönemin şifrelerini nereden bulacağız da nasıl anlayacağız?

Aslında bugüne kadar “anlamak” yerine “olunca kabullenmek” tarzı bir yönetilme biçimini düstur edinen bir halk olduğumuzdan dolayı, çoğunluk içinden “aman ya! Bana ne yeni dönemin şifrelerinden de, Dan Brown’undan da; ben ekmeğime bakarım arkadaş” diyenler mutlaka çıkacaktır.

Elimizdeki en taze örnek referandum sürecinden.

Hatırlayın; seçmenlerin azımsanamayacak bir kısmı referanduma sunulan maddelerin kabul edilmesi halinde maaşlarına “zam” yapılacağını düşünüyordu! Yanıldılar ne yazık ki. Doğru zam geldi ancak küçük bir farkla; gelen zam maaşlar yerine yasaklara yansıdı

Nasıl olduğunu anlatalım hemen.

Ne diyor anayasa değişikliği; “memura toplu sözleşme hakkı veriyoruz”. Çok güzel de grev hakkı nerede? Yok! Şeytan mı aldı götürdü? Henüz bilinmiyor!

Öyleyse bu yeni düzenleme kime yarayacak? Cevap çok basit; tabii ki “AK sendikalara”!

Uzun süredir Türk-İŞ ve DİSK’e bağlı sendikalara üye olan işçi ve memurlara baskı yapıldığı; HAK-İŞ ve benzeri sendikalara geçmelerinin “nazikçe tavsiye edildiği” yazılıp, çiziliyordu! Artık baskıya gerek kalmadı! Yeni dönemin yeni yıldızlarından birinin “AK sendikalar” olacağı ayan beyan ortaya çıktı.

Paçası sıkan memur ve işçi gitsin bitaraf olsun da nasıl bertaraf olunuyor görsün!

Bu bir!  

Hadi, çok cesur çıktın gittin başka bir sendikaya üye oldun. Zaman geçti, amirin, şefin, sicil amirin tipini beğenmedi ve sürüldün! Ne yapacaksın memur kardeş?

Soluğu mahkemede alacaksın! Eskiden sendikalar senin yerine dava açabiliyordu, şimdi getirilen özgürlükler sayesinde bireysel başvuru hakkın oldu. Tepe tepe kullan eğer ki, dava açacak parayı bulabilirsen!

Bu da iki!  

Zam umuduna ne oldu?

O da yandı bitti kül oldu! Bugüne kadar ak sendikaların işçi ve memurdan çok hükümet lehine masaya yumruğunu vurduğunu Türk halkı mı yoksa Patagonya halkı mı gördü? 

Bu da üç!

İyi uykular ey sevgili memurlar her nerede uyuyor ve uyutuluyorsanız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder