Metinleri düz okumayı sevmiyorum…
Alt metinlerde daha farklı anlamların saklı olduğuna inanıyorum.
Hem de “en kalbi” duygularımla.
Bu düşünce beni paranoyaklaştırır mı?
Ya da her şeyin altında bir bit yeniği aramak beni kusursuz bir komplo teorisyeni yapar mı?
Cevabım her iki soru içinde aynı…
“Hayır!”
Neticede ben bir Fehmi Koru ya da ikizi Taha Kıvanç değilim!
*****
Ama yine de azimliyim.
Örneğin askerlik süresine ilişkin kamuoyunu bir süredir meşgul eden tartışmaları kendi cephemden değerlendirmeyi yeğlerim…
Çünkü benim yaklaşım tarzım –henüz- medyada ele alınmadı.
Kim, ne zaman yazacak diye beyhude bekledim; yazan olmadı.
Öyleyse yazmak benim hakkım…
*****
Genelkurmayın ilk önerisi her yükümlü için standart bir askerlik süresiydi.
Ne diyordu Genelkurmay; her vatandaş 12 ay süreyle “er-erbaş” statüsünde askerlik yapsın.
Tepkiler sert oldu!
Ne dedi AKP genel başkan yardımcısı Hüseyin Çelik?
Aynen şunları dedi: “Tek tip askerlik hakkaniyete aykırıdır”
Ve ekledi…
“Peki neden karşıyız? Çünkü, bazı noktalarda ciddi anlamda hakkaniyete aykırı. Herkese, ‘Bundan böyle hepiniz ne olursa olsun şu kadar sabit askerlik yapacaksınız’ diyemezsiniz. Bir doktora yapmış kişi ile ilkokul mezununa aynı süre askerlik yaptırmak doğru gelmiyor. Dışarıda işi gücü olan, uzun süreler işinden ayrı kalması sakıncalar yaratan eğitimli kişilere, sabit ve uzun süreli askerlik pek haklı olmayabilir.”
*****
Yok canım!
Hakkaniyete aykırıymış…
Vah… Vah… Vah…
İlkokul mezunu ile doktora yapmış kişiye aynı süre askerlik yaptırmak doğru gelmiyormuş!
O zaman Aysun Kayacı’nın -o şekilde ifade etmediği halde- sözlerini “benim oyumla, dağdaki çobanın oyu bir mi?” formuna sokup, neden meydan meydan “bu laik elitistler sizi aşağılıyor; Eşitlik ve adalet bizimle gelecek” söylemini dile getirdiniz?
Hani eşitlik? Hani adalet?
Nerede?
Yok!
Nerede?
Yok!
Bakın çok basit bir soru;
-Üniversite mezununun işi gücü var da ilkokul mezununun yok mu?
-Üniversite mezununun işi gücü var da ilkokul mezununun yok mu?
Yani demeye getiriyor ki Hüseyin Çelik “canım tamirci çırağı 15 ay işine gitmese ekonomi mi batar”
Öyle mi?
Değil…
*****
Kafasının arkasındakileri gizleyerek, niyet okutmaya çalışanlar eninde sonunda saçmalarlar.
Aynen Hüseyin Çelik gibi!
*****
Oysa sorun askerlik süresinin 12 ay ya da 3 ay ya da 10 ay olması değil…
Hatta "bedelli çıkmış, çıkacak, çıkmayacak" tartışmaları da işin garnitürü!
Hatta "bedelli çıkmış, çıkacak, çıkmayacak" tartışmaları da işin garnitürü!
Tersine olay yükümlülerin statüsü ile ilgili!
Açıklayalım.
*****
Genelkurmay bir taslak hazırlasa ve dese ki; askerlik herkes için istisnasız 12 ay olacak ancak üniversite mezunları yedek subay olarak görev yapacak!
AKP’nin sesi çıkar mı?
Çıkmaz!
******
Ya da Genelkurmay dese ki; “12 ay uzun milletin işi gücü var, ben askerlik süresini herkes için 8 ay’a indiriyorum ama üniversite mezunlarını yedek subay olarak istihdam edip engin bilgilerinden yararlanacağım”
AKP’nin sesi çıkar mı?
Çıkmaz!
*****
Ama siz derseniz ki, “ben herkes için askerliği 12 ay olarak düşünüyorum ve er-erbaş olarak yeniden düzenleyeceğim” o zaman bilesiniz ki AKP’nin sesi çıkar!
Hem de nasıl gür çıkar!
Örnek ortada.
İşte Hüseyin Çelik!
İşte o zaman; hani hak, hani hukuk, hani eşitlik, hani adalet söylemleri çıkar meydana…
*****
Alınmayın ama ben bu durumu şuna benzetiyorum;
Hani daha el kadar çocuklara, yeri gelince kimi zaman avutmak, kimi zamansa dikkatini çekmek için “aguu guguuu hanimiş” tarzı yaklaşırız ya, AKP’nin tavrı da aynen böyle…
İşine gelince “agu gugu” gelmeyince “tü kaka”
*****
Kafanızı karıştırmak için bir iki soru sorup, huzurlarınızdan ayrılmayı planlıyorum…
*****
Acaba tartışılan konunun askerliğin süresinden ziyade kısa dönemlerin statüsünün üzerine yoğunlaşmış olması ne anlama geliyor?
Tam da bu noktada Ergenekon ve benzeri davalar süresince karargâhlardan –gizlice- sızdırılan veya ele geçirilen belgelerde cemaatçi kısa dönem erlerin ve yedek subay statüsündekilerin rolü var mıdır varsa nedir?
*****
Siz cevapları düşünedurun, ben başka komplo teorileri ile meşgul olacağım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder