26 Mayıs 2011 Perşembe

Gladyo’nun Türkiye Şubesi İş Başında

12 Haziran genel seçimlerine günler kala terör kanlı yüzünü bir kez daha İstanbul’da gösterdi. Etiler’deki İETT durağına yerleştirilen bombanın patlaması sonrası ortaya çıkan bilanço ürkütücü: 2’si ağır 7 yaralı.

Saldırıda şuana kadar bir can kaybı olmaması ise tek teselli gibi gözüküyor! Aslında bunun beklenen bir saldırı olduğu; Emniyet birimlerine özellikle büyükşehirlerde provokatif saldırılar olacağı yönünde istihbarat bilgilerinin ulaştığı da günlerdir yazılıp çizilen bir gerçek!

Akıllara gelen soru ise “provokatif eylemler hususunda” emniyet birimlerine ulaşan böyle bir bilginin –gerçekten- olup olmadığı! Eğer saldırı istihbaratı varsa ve müdahalede geç kalınmışsa, polisin gelen istihbarata yönelik reaksiyon süresi tartışma konusu olur. Bu tartışmalar, olayın vahim bir yönü olarak tarihe not düşülür; toz duman yatıştıktan sonra unutulur gider.

Öte taraftan aynanın görünmeyen yüzü ise daha karanlık!

Patlamanın üzerinden henüz dakikalar geçmiş olmasına rağmen, ihale usulü çalışan bazı çevreler ellerindeki senaryoları piyasa sürmeye başladılar bile. Elimizdeki adayları alt alta koyalım.
    -Saldırıyı PKK gerçekleştirdi.
    -Saldırıyı KCK gerçekleştirdi.
    -Saldırıyı Ergenekon gerçekleştirdi.

Aslında bu çevrelere göre adres tek!

Ergenekon sürecinin başından itibaren PKK’yı aslında derin devletin maşası olmuş, içi boş bir siyasal örgüt gibi gösterme gayreti içine giren FLADYO unsurları olduğu bilinen bir gerçek. PKK’nın üstüne yapışan bu “işbirlikçi” kimliğinden sıyrılmak için Kürt sorununu siyasi ve meşru zemine çekmek gayreti içine girdiğini; ancak yine kendi içinde bulunan Ergenekon bağıntılı derin PKK’nın bu duruma müsaade etmediğini ve derin örgütün şehir yapılanması olan KCK aracılığıyla provokatif eylemlere giriştiğini yazıp durmuyorlar mı?

O halde adına ister PKK, isterseniz de KCK deyin; FLADYO’ya göre adres hep Ergenekon’u gösteriyor! Ancak akılları karıştıran sorular şunlar:


-
PKK terör örgütünün üstlendiği bütün provokatif eylemleri Ergenekon’a ihale etmeye çalışanlar neden bizlere geçerli kanıtlar sunamıyorlar?

-Bugüne kadar sayısız Ergenekon dalgasında gömülü ele geçirilen silahların hiçbirinin PKK-KCK menşeli eylemlerde kullanılmadığı ortada iken, hayali terör senaryoları üzerinden kargaşa ortamı yaratmaya çalışanlar PKK-Ergenekon bağını neden sadece kişilerin sözde ilişkilerine dayandırıyorlar?

Bu soruların da cevabı tek! Ellerinde yazılmış senaryolardan başka bir bilgi yok! Aslında Ergenekon diye bir örgüt de yok! Nereden bakarsanız bakın bugün Türkiye’de ortaya konan oyun tam bir komedi!

Nasıl olmasın? Günlerdir derin PKK’nın Ergenekon ile işbirliğinde yeni bir sayfa açtığını ve hatta bu iddialarını bir adım ileri taşıyıp; askerin de PKK ile anlaşarak, örgütün eylem pratiğini polis hedefleri üstüne yönlendirdiğini yazanlar var!

Hatırlayın daha birkaç gün önce “her şeyi önceden bilen adam” köşesinden ne buyurmuştu?

Şırnak’ta ölü ele geçen 12 PKK’lının aslında o çatışmada öldürülmediğini; bu grubun Kastamonu’da bir polisin şehit edilmesi eylemini gerçekleştiren ve eylem öncesinde sınırdan geçmelerine askerce müsaade edilen grup olduğunu; kullandıkları silahlar ve aldıkları eğitim bakımından özel ellerin bu birime dokunduğunun ortada olduğunu; bu grubun Bolu ve Karabük’te yeni eylemler hazırlığı içinde olduğunu kim yazmıştı?   

Bu iddiaları dile getirenlerin eski polislerden oluşması da ayrıca dikkat çekici. O yüzden Etiler’de gerçekleşen bombalama olayına da bu çerçeveden bakmak gerek!

Bakın İstanbul Emniyet müdürü diyor ki; olay polise yönelik. Nasıl anlıyor Emniyet müdürü şıp diye bu gerçeği? Çünkü Etiler Polis koleji patlamanın olduğu bölgeye çok yakın(mış). Olaya yakınlık uzaklık ölçüsüyle bakacak olursak, sosyetik simaları görmeye alışkın olduğumuz Akmerkez de patlama yerine çok yakın! O halde hedef “Seda Sayan’dı” mı diyeceğiz?

Seda Sayan demişken aklıma İbrahim Tatlıses geldi. Tatlıses’e yönelik suikast girişiminin de PKK’nın bir başka yapılanması olduğu iddia edilen TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) tarafından gerçekleştirildiği bizzat devlet kanalı TRT tarafından kamuoyuna duyurulmamış mıydı?

Ne oldu sonra?

Başbakan Erdoğan, hastanede Tatlıses’i ziyaret etti; AKP’den milletvekili adayı olabilmesi için gerekli başvuru belgesini Tatlıses’in elinden aldı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yoğun bakımda Tatlıses’e olan sevgisini dile getirdi; AKP sözcüleri Kürt sorunun çözümüne ilişkin girişimlerini kanal kanal yeniden anlattılar. Ve İbrahim Tatlıses’in milletvekilliği adaylık başvurusu kabul edilmedi, kendisi de apar topar Almanya’ya tedavi için gönderildi! TAK isimli örgüt unutuldu!

Oysa Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) isimli örgütün internet üzerinden yayımladığı açıklamada TRT’ye yönelik suçlamalarda bulunuluyor ve “Şu açıkça bilinmelidir ki  bu tür haberlerle AKP'nin bu şekilde  yalan ve kirli yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır.  Olayın oluş biçimi ve sonuçları ve içine girilen bu son oyun, İbrahim Tatlıses’e yapılan saldırının tamamen önceden planlanmış ve gerçekleştirilmiş bir kontrgerilla eylemi olduğunu göstermektedir” deniliyordu.

Peki, ben neden bu TAK üzerinde duruyorum?

Çünkü biliyorum ki birileri çıkacak, “Olayı PKKErgenekon çizgisindeki KCK işlemiştir” diyecek ve kısa süre içinde yeni Ergenekon ve KCK eş zamanlı operasyonları düzenlenecek.

Ancak eylem pratiklerine bakıldığında olayın faillinin Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) olduğu akla ve mantığa daha yakın. Hemen küçük bir not; bu analizden KCK'nın kutsandığı ve sütten çıkmış ak kaşık olduğu anlaşılmasın. Ama bu eylem onların işi değil!

Bu arada mutlaka okurken dikkat etmişsinizdir; “FLADYO” ne ola ki diye! Hemen açıklayayım. Ergenekon’u, Gladyo’nun Türkiye’deki derin devlet yapılanması olarak takdim eden F tipi örgütlenmenin adıdır FLADYO!

Başka bir deyişle, Gladyo’nun bizzat Türkiye’deki şubesidir!    

Bekleyelim görelim, yarın kim, neyi yazacak!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder