22 Mayıs 1999’u hatırlıyor musunuz?
CHP Genel Merkezinin ışıkları yanıyordu.
Tıpkı dün gece olduğu gibi…
Tarihinde ilk kez “baraj”ın altında kalarak parlamentoya temsilci gönderemeyen CHP’de “genel başkanlık” kazanı kaynıyordu.
Tıpkı dün gece olduğu gibi…
*****
O günleri unutanlar için biraz anımsatmakta fayda olduğunu düşünüyorum;
1999 seçimlerinde %8.7 oy alan Cumhuriyet Halk Partisi’nin baraj altında kalması, parti içerisinde sabık genel başkan Deniz Baykal’a olan nefretin yeniden su üstüne çıkması için yeterli bir gerekçe olmuştu.
Yenilgi ardından toplanan olağanüstü kurultayda, bırakın Deniz Baykal’ın salona gel(ebil)mesini, posterinin dolaştırılması bile büyük olaylara neden olmuştu.
Kurultay günü atılan manşetler “Hırsın sonu” şeklindeydi.
Düne kadar Deniz Baykal’ın en yakınında olan Eşref Erdem bir gazeteciye yaptığı değerlendirmede “Hep beraber adamı linç ettiler” diyordu.
******
Aslında linç edilen Altan Öymen oldu.
******
Bilirsiniz “batan geminin malları değerlidir” ya, bir anda kıymete binen CHP’ye “mal bulmuş mağribi” muamelesi çekenler doluşmuştu.
Bir CHP’ye, bir DSP’ye kapılanan ve nihayetinde AKP’den bakanlık kapan Ertuğrul Günay bunun en güzel örneğidir.
İsteyenler arşivleri tarayabilir…
Türkiye enflasyona alışıktı ancak lider adayı enflasyonuyla ilk kez CHP’nin 9. Olağanüstü Kurultayında tanıştı Türk halkı.
******
Kurultay günü, adaylık başvurularının sona erdiği ana kadar, Önder Sav ve Adnan Keskin başta olmak üzere Baykal’ın kurmayları zemin yokladılar.
Görünen köy kılavuz istemez misali büyük bir öfke ve umutsuzluğa kapılan delegelerin, çoğunlukla Deniz Baykal’ın ekibince belirlenmiş olmalarına rağmen, solduyularını dinleyerek, değişim talebini dillendirmesi üzerine ilk raundu kaybedildi.
Ancak umutlar tükenmedi.
******
Uzun süre arana formül nihayet yine CHP’nin kendi içinde bulundu; “ağabey”lik.
Hikmet Çetin’i ikna edemeyen Baykal ekibi, Altan Öymen üzerinde görüş birliğine vardı.
Kamuoyuna bugüne kadar yansımayan bu birlikteliğin temelinde, siyasetin içinde ama siyasetçi olmayan Altan Öymen’in, kibar ve içten pazarlıklı olmayan yapısı nedeniyle kolay yönlendirilebileceği düşüncesi yatıyordu.
Yanıldıklarını, Altan Öymen kurultay’dan zaferle çıkıp, genel sekreterlik makamına Tarhan Erdem’i oturttuğu zaman anladılar.
Baykal ekibi ikinci raundu da kaybetmişti.
*****
Genel Başkan seçilen Altan Öymen’i ise bir sürpriz bekliyordu; parti meclisi seçimi.
Baykal’ın sağ kolu olan Adnan Keskin, korsan liste için kurultay salonunda pusuya yatarken, Baykal ekibinin beyin takımından olan Önder Sav, genel başkan Altan Öymen’in evinde yeni Parti Meclisi için liste hazırlığı yapıyordu.
Deniz Baykal’ı 15 ay sonra yeniden liderliğe taşıyacak olan ilk adım da böylelikle atılmış oldu.
Önder Sav, bu girişimi ile hem Adnan Keskin’i tasfiye ederek kendi genel sekreterliğinin önünü açtı, hem de pasif pozisyonda olduğu imajını vererek Altan Öymen’in sözde elini güçlendirdi.
Aslında Öymen kendi ipini çekiyordu.
******
26 Haziran 1999’da toplanan olağanüstü kurultayda seçilen parti meclisi ise şu isimlerden oluşacaktı:
Fikri Sağlar, İnal Batu, Murat Karayalçın, Hasan Fehmi Güneş, Prof. Nurettin Sözen, Süleyman Çelebi (Tekstil Sendikası Genel Başkanı), Sabri Ergül, Mehmet Moğultay, Orhan Veli Yıldırım, Mustafa Gazalcı, Ertuğrul Günay, Prof. Oya Araslı, Halil Çulhaoğlu, Önder Sav, Berhan Şimşek (Sinema Sanatçısı), Şule Bucak, Ali Özcan, Algan Hacaloğlu, Prof. Yakup Kepenek, Sinan Yerlikaya, Prof. Abdülkadir Ateş, Necmi Yağızer, Mesut Değer, Türkan Miçoğulları, Yiğit Gülöksüz, Metin Arifağaoğlu, Mehmet Sevigen, Etem Cankurtaran, Mahmut Yıldız, İbrahim Tez, Enis Tütüncü, Mehmet Ali Özpolat, Tarhan Erdem, Yaşar Seyman (Sendikacı), Cevdet Selvi, Bülent Baratalı, Esat Canan, Veli Aksoy, Mehmet Yula, Prof. Emre Kongar, Haluk Özdalga, Yüksel Çakmur, Demet Işık, Bekir Yurdagül, Zekeriya Akıncı, Esin Fatma Temel, Fuat Çay, Ali Dinçer, Ercan Karakaş, Güldal Okuducu, Yılmaz Ateş, Nihat Matkap, Cavidan Demirağ, Prof. Necla Pur, Nazmiye Halvaşi, Fatma Çakır, Doç. Meral Sağır, Deniz Pınar Atılgan (Sanatçı), Prof. Gaye Erbatur, Sevgi Kökbudak.
*****
Parti içerisindeki bütün grupları (hizipleri) içinde barındıran bu listeye Altan Öymen “barış ve dayanışma” listesi dese de parti içinde aç kurtların dansı asla bitmeyecekti.
Beklenen sadece zamandı.
Üçüncü raundun galibi ise tartışmasız Deniz Baykal olmuş ve 60 kişilik parti meclisinde çoğunluğu ele geçirmişti.
*****
O süreçte parti içerisindeki bölünmeler ise “üyeliklerin sıfırlanması” ve “yeniden üye yazımı” tartışmalarıyla alevlendi.
Genel Sekreter Tarhan Erdem’in ısrarlı çabaları Günay-Karayalçın ve Baykal ekibini son derece rahatsız etti.
Mersin il örgütünün görevden alınması ve yeni üye yazımındaki sorunlar bardağı taşıran son damla oldu.
İsyan bayrağını ilk olarak Fikri Sağlar açtı.
PM’den sonra MYK’daki üstünlüğünü de kaybeden Altan Öymen “baskın kurultay” kararı aldı.
Artık Baykal’ın dönüşü için bütün yollar açılmıştı.
*****
Bütün bu teferruatı neden yazdım?
Açıklayım…
*****
Aradan geçen uzun yıllar CHP’de görünen resmin değişmediğini ortaya koyuyor.
Tıpkı 15 ay görevde kalabilen sabık genel başkan Altan Öymen’e yapılan ayak oyunlarının benzerleri, daha acımazsızca, Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılıyor.
CHP ile yaşıt cumhuriyet tarihinde ilk kez bir parti genel başkanının seçimlerde oy kullanamaması, siyaseti İstanbul çevresine sıkıştıranların, yeni dönem “Bizans oyunlarına” en güzel örnektir.
*****
CHP içinde Bizans oyunlarının en yaratıcı “önderi” ise sabık genel sekreter Sav’dır.
Zamanında Altan Öymen’in baskın kurultay kararını, Baykal’ın dönüşüne çeviren “Tüzüklerin Efendisi” Önder Sav bakalım bu sefer nasıl bir yol izleyecek.
Konuştuğum insanlar Önder bey’in elindeki seçeneklerin tükendiğini söylüyor.
Oysa yakın geçmiş onların dediklerinin tam aksini söylüyor.
Parti içinde “mürit” olarak tanımlayabileceğimiz kadar kendine yakın isimleri kilit noktalara yerleştiren Önder Sav cin gibidir.
İçinden rahatlıkla çıkabileceği bir sihirli lamba mutlaka bulacaktır.
Konuyu Yargıtay’a götürerek ilk kurşunu attı.
Şu dakikalarda Yargıtay’dan gelen “Kılıçdaroğlu’nun listesi geçerlidir” açıklaması, ilk kurşunun hedefi bulmadığını gösteriyor.
Sırada muhtemeldir ki, seçimli olağanüstü kurultay seçeneği var.
Bakıp göreceğiz.
Ancak görünen köy kılavuz istemez; CHP’de Kılıç(daroğlu)lar çekildi, Sav(aş) başladı…
Bu yol CHP’yi ya iktidara getirir, ya da tarihin karanlık odasına götürür…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder