30 Eylül 2010 Perşembe

Var mısın, Yok musun?

2 Mart 2001’de Dünya Bankası Başkan Yardımcısı sıfatıyla Amerika’dan Türkiye’ye gelen Kemal Derviş bir “kurtarıcı” olarak ekonominin başına geçerken, aynı gün Ergenekon soruşturmasının kilit ismi Tuncay Güney bir dolandırıcılık soruşturmasından dolayı gözaltına alınıyordu…

***

22 Haziran 2001’de Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılırken, AKP Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde “Allahın yardımıyla her şey bizimle daha iyi olacak” temennisiyle kuruluyordu…

Tarihler 14 Ağustos 2001’i gösteriyordu…

Bir gün sonra; yani 15 Ağustos 2001’de 1999 yılında Biz bu partide ev sahibiyiz. Partiden ayrılmayız. Kiracı olanlar başka eve taşınabilirler” diyen Bülent Arınç, 50 arkadaşıyla birlikte AKP’ye geçiyordu…

Aynı tarihlerde FP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek gazetecilerin soruları üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi’nin FP’nin versiyonu olarak ortaya çıktığını belirtiyor ve “Arkadaşlarla gelişmeleri değerlendirip, yeni bir yol çizip, siyasette onun içinde yer alacağız'' diyordu…    

***

11 Eylül 2001’de Amerikan rüyasının böğrüne saplanan yine amerikan yapımı iki “boeing” marka yolcu uçağı başkan Bush’un deyimiyle “'Terörizme karşı Haçlı Seferi”ni başlatırken AKP lideri Erdoğan “3Y” olarak tabir ettiği “Yoksulluk”, “Yolsuzluk”, “Yasaklar” ile mücadele edeceğini açıklıyordu…

***

Bu kadar hafıza tazeleme yeter! Tüm bu tarihler adım adım nasıl "ılımlı islam devleti" ne dönüştüğümüzün kanıtıdır...


***


Peki gerçekte nasıl bir islam modeli olduk? 

Görelim. 

Son ayların en popüler yarışma programı “Var mısın, Yok musun?”. 

Yeni yayın döneminin başlamasıyla birlikte yeniden gündeme oturdu… Şaşırdık mı? Hayır!

Programı sunan Acun da memnun… Halkın yoğun talebinden…

Halk 500 bin liralık büyük ödülü, olmadı Hamdi Bey’in vereceği amortiye de razı!

Açız ama başta kendimiz olmak üzere takan yok

Üretim yok, tüketim son safhada... Herkes kısa yoldan köşeyi dönmenin peşinde. Aslında bu  durum Turgut Özal ile başlayan sürecin günümüzde ulaştığı son nokta. 4 kişilik bir ailenin geçinebilmesi için asgari 2 bin 930 liraya ihtiyacı olduğunu düşünürsek yoksulluk almış başını gitmiş. Yani 3Y’den 1’i olan yoksullukla savaş kaybedilmiş… Ama  kulluk düzeni sağolsun... Seçim dönemi bir kilo bulgur, üç beş paket pirinç, bir çuval da kömür... Padişahım -pardon - başbakanım çok yaşa!

Bu bir!

***

Yoksulluk” uçmuş ama üzülmeyelim… Daha “Yolsuzluk” var sırada…

***
Yolsuzlukla mücadelede de başımız eğik… Deniz Fenerinden daha çıt çıkmadı… Oysa çete soruşturmaları ışık hızıyla ilerliyor… Aman sorun etmeyelim… Ne de olsa istikrar var ülkede.

Biz önümüzdeki “Y”lere, daha doğrusu elde kalan tek “Y”’ye “Yasaklara” bakalım… Tıpkı kaybedilen her puan sonrası futbolcuların dediği gibi… Ne de olsa Başbakanımız da eski bir futbolcu…

Netekim, 12 Eylül’de “faşist anayasayı” kaldırıp çöpe attık. Attık ama daha sandıkların tozu yere düşmeden “demokratik bir tepki” ortaya koyarak “küfür etmeden”, “saldırmadan”, “sövmeden” Başbakanı “yuhalayan” seyirciler hakkında kanuni süreç başlatıldı…

Oysaki hemen her mitinginde CHP lideri Kılıçdaroğlu ile MHP lideri Bahçeli’yi alanda toplanan kalabalığa “ıslıklatan” ve “yuhalatan” sanki Patagonya Cumhuriyeti’nin başbakanıydı…    

Sözün özü yeni demokratik anayasamızın temel taşları da belli olmuş oldu böylece…  

***

Ne diyorduk, var mısın yok musun yarışması yeniden çok revaçta… 

Öyleyse bizde fazla umuda kapılmadan en iyisi kutumuza gidelim…

Artık ne çıkarsa bahtımıza… Tıpkı Hamdi bey gibi Recep Bey ne verirse o!





1 yorum:

  1. çok güzel, ama bu yazıyı okurken benim kutumu elimden aldılar, acaba şimdi ne yapabilirim'''?

    YanıtlaSil